testyazılı sorularıçıkmış sorularkonu anlatımsoru bankası

LGS Türkçe Deneme Sınavı 10

Sıralı Test Çöz
Soru 1

1, 2 ve 3. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

MS 8. y.y.da bulunan ve Türk tarihinin günümüze ulaşan en önemli eserlerinden biri olan Orhun Abideleri, dilimizin ilk yazılı eserlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Türk tarihine ışık tutan bu abidelerin bulunuşu, 1700'lere dayanmaktadır. Neredeyse tüm Avrupa'nın yüz yıldan fazla süren araştırmaları oldukça çetin geçsede bu eserler, sonunda Wilhelm Thomsen ve Wilhelm Radloff tarafından tarihimize kazandırılmıştır.

Aşağıdaki sözcüklerden hangisi, bu metindeki sözcüklerden herhangi birinin eş anlamlısı değildir?

Soru 2

1, 2 ve 3. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

MS 8. y.y.da bulunan ve Türk tarihinin günümüze ulaşan en önemli eserlerinden biri olan Orhun Abideleri, dilimizin ilk yazılı eserlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Türk tarihine ışık tutan bu abidelerin bulunuşu, 1700'lere dayanmaktadır. Neredeyse tüm Avrupa'nın yüz yıldan fazla süren araştırmaları oldukça çetin geçsede bu eserler, sonunda Wilhelm Thomsen ve Wilhelm Radloff tarafından tarihimize kazandırılmıştır.

Bu metindeki altı çizili sözün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

1, 2 ve 3. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

MS 8. y.y.da bulunan ve Türk tarihinin günümüze ulaşan en önemli eserlerinden biri olan Orhun Abideleri, dilimizin ilk yazılı eserlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Türk tarihine ışık tutan bu abidelerin bulunuşu, 1700'lere dayanmaktadır. Neredeyse tüm Avrupa'nın yüz yıldan fazla süren araştırmaları oldukça çetin geçsede bu eserler, sonunda Wilhelm Thomsen ve Wilhelm Radloff tarafından tarihimize kazandırılmıştır.

Bu metindeki yazım yanlışı aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?

Soru 4

Bir okulun birimleri arasındaki geçiş güzer gâhları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Bu birimler arasında, yalnızca ok işaretleri yönünde ulaşım sağlanmaktadır.

Buna göre, bekleme salonundan gidilemeyecek birimler aşağıdakilerin hangisinde doğru belirtilmiştir?

Soru 5

Sevgi sizi çağırınca onu takip edin
Yolları sarp ve dik olsa da
Ve kanatları açıldığında bırakın kendinizi
Telekleri arasında saklı kılıç sizi yaralasa da
Ve sizinle konuştuğunda ona inanın
Kuzey rüzgârının bir bahçeyi harap edişi gibi
Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de

(Telek: Kuşun kalın tüyü)

Bu dizelerden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılmaktadır?

Soru 6

Duyu ve devinim uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı tellerin oluşturduğu ağa sinir denir. Her insanın vücudunda 75 kilometre uzunluğunda sinir bulunur. Sinirlerinizden geçen mesajlar, şehirler arasındaki bir otomobil kadar hızlıdır. Beyin, karmaşık bir makine gibidir. Yüz milyar sinir hücresi, yüz elli bin bağlantı kurar. Beynin % 5’i gri hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin %95’ i bağlantı yapmakla meşguldür. Beyinde, kullandığımız sürece tükenmeyen bir hafıza bölümü bulunur. Bugün en gelişmiş bilgisayarlar bile bu kapasiteye ulaşamamaktadır.

Bu metinde aşağıdakilerden hangisinin örneği bulunmamaktadır?

Soru 7

Bingöl Dağları'na ava giden bir avcı, uzun bir takipten sonra istediği gibi bir kuş vurur . Taze avını hemen yemek niyetinde olan avcı, kuşu yakındaki bir gölün suyunda temizlemek ister. Tüylerini yolduğu kuşu, gölün suyu ile yıkamaya başlar. Kuşun cansız olduğunu bildiği için de onu fazla sıkı tutmaz. Fakat daha kuşu suya daldırır daldırmaz kuş canlanarak elinden uçup gider. Olay karşısında şaşıran avcı, bu gölün, öteden beri işittiği hayat suyu ile dolu olduğunu anlar. Fakat göl, bu sırrı anlaşılınca bin parçaya bölünür; her bir göl, ayrı bir özellik taşımaya başlar. Bugün, hangi gölün hayat suyu ile dolu olduğu bilinmemektedir.

Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 8

Yıldız, bir gök cismidir . Isı, ışık ve elektromanyetik radyasyon yayan, füzyon tepkimesinden dolayı parlayan yıldızlar, dünyaya milyarlarca kilometre uzaklıkta bulunur. Yıldız kayması olarak nitelendirilen durum, aslında yıldız kayması değildir. Astronomide yıldız kayması yoktur. Bu olay, meteor düşmesidir. Meteor, kuyruklu yıldızdan düşen parçalardır. Bu parçalar, yer çekiminin etkisiyle yeryüzüne düşer.

Çok fazla su içmenin faydalı olduğu bilgisi yanlıştır. Günde dört litreden fazla su içildiğinde vücut, elektrolit dengesi ni ayarlayamaz; baş dönmesi ve denge kaybı yaşanır. Ayrıca vücudun ihtiyacı olan su miktarı boya, kiloya, günlük aktiviteye, hava sıcaklığına, yemeğe göre de sürekli farklılık gösterdiğinden günlük su tüketim miktarıyla ilgili net bir sayı verilememektedir.

Bu metinlerin ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 9

9, 10 ve 11. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Bir grup araştırmacı, insan beyninin hatalara nasıl tepki verdiğini araştıran bir çalışma yaptı. Araştırma ekibi, altı ila sekiz yaş arasındaki 123 çocuk üzerinde çalıştı. Araştırmacıların bu yaş aralığındaki çocukları seçmesinin sebebi, bu sürecin çocukların hayatında önemli bir zaman aralığını kaplaması ve çocukların bu yaşlarda okula başlamasıydı. Öğrenciler, sabitlik zihniyeti olan öğrenciler ve gelişmeci zihniyete sahip öğrenciler olarak iki gruba ayrıldı. Sabitlik zihniyeti olan öğrenciler, belirli bir zekâ ve beceri seviyesinde olduklarına inanma eğilimindeydi. Ayrıca, değişebileceklerini de düşünmüyorlardı. Gelişmeci zihniyete sahip öğrencilerse sıkı bir çalışmayla daha başarılı olabileceklerini düşünüyorlar ve hatalarının üstüne gidiyorlardı. Çocukların sabitlik zihniyetine mi gelişmeci zihniyete mi sahip olduğunu anlamaya çalışan ekip, konuyla ilgili bir dizi sorudan oluşan anket uygulamasından sonra her çocuğun başına 64 küçük duyar taşıyan özel birer başlık yerleştirdi. Başlıklar, çocuklarn beyin hücrelerinin elektrik sinyallerini kaydetti. Bu, her bir çocuğun beynindeki etkinlik kalıplarının izlenmesini sağladı. Başlık giydirilen çocuklar, bir hayvanat bahçesinden kaçan hayvanlar yakalayıp toplama üzerine kurulu bir bilgisayar oyunu oynadılar. Oyuncular, kaçan hayvanlardan birini gördüklerinde ara tuşuna basmak zorundaydı. Oyunda hayvanları toplamakla görevli üç tane de orangutan vardı. Oyuncuların orangutanları gördüklerinde ise boşluk tuşuna basmamaları gerekiyordu. Çocuklar iki türlü hata yapabilirlerdi: Ya yanıt vermeleri gerektiği zaman yanıt vermeyebilirlerdi ya da yanıt vermemeleri gerektiğinde yanıt verebilirlerdi. Oyun süresince elektrotlar, beyin etkinliklerini kaydetti. Araştırmacılar , verileri incelediklerinde çok net bir tabloyla karşılaştılar. Sabitlik zihniyeti olan çocuklarda beynin küçük bir bölgesi yanıt vermişti ve her yanıt sadece 150 milisaniye sürmüştü. Yanıtların çoğu da yanlıştı. Gelişmeci zihniyete sahip olan çocukların beyinleri ise daha fazla etkinlik göstermiş, daha büyük bir alan ağına cevap vermiş ve yanıtlar 500 milisaniye sürmüştü. Çünkü gelişmeci zihniyete sahip olanların beyinleri, özellikle hatalara dikkat etmişti.

Bu metinde anlatılan araştırmanın sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer alamaz?

Soru 10

9, 10 ve 11. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Bir grup araştırmacı, insan beyninin hatalara nasıl tepki verdiğini araştıran bir çalışma yaptı. Araştırma ekibi, altı ila sekiz yaş arasındaki 123 çocuk üzerinde çalıştı. Araştırmacıların bu yaş aralığındaki çocukları seçmesinin sebebi, bu sürecin çocukların hayatında önemli bir zaman aralığını kaplaması ve çocukların bu yaşlarda okula başlamasıydı. Öğrenciler, sabitlik zihniyeti olan öğrenciler ve gelişmeci zihniyete sahip öğrenciler olarak iki gruba ayrıldı. Sabitlik zihniyeti olan öğrenciler, belirli bir zekâ ve beceri seviyesinde olduklarına inanma eğilimindeydi. Ayrıca, değişebileceklerini de düşünmüyorlardı. Gelişmeci zihniyete sahip öğrencilerse sıkı bir çalışmayla daha başarılı olabileceklerini düşünüyorlar ve hatalarının üstüne gidiyorlardı. Çocukların sabitlik zihniyetine mi gelişmeci zihniyete mi sahip olduğunu anlamaya çalışan ekip, konuyla ilgili bir dizi sorudan oluşan anket uygulamasından sonra her çocuğun başına 64 küçük duyar taşıyan özel birer başlık yerleştirdi. Başlıklar, çocuklarn beyin hücrelerinin elektrik sinyallerini kaydetti. Bu, her bir çocuğun beynindeki etkinlik kalıplarının izlenmesini sağladı. Başlık giydirilen çocuklar, bir hayvanat bahçesinden kaçan hayvanlar yakalayıp toplama üzerine kurulu bir bilgisayar oyunu oynadılar. Oyuncular, kaçan hayvanlardan birini gördüklerinde ara tuşuna basmak zorundaydı. Oyunda hayvanları toplamakla görevli üç tane de orangutan vardı. Oyuncuların orangutanları gördüklerinde ise boşluk tuşuna basmamaları gerekiyordu. Çocuklar iki türlü hata yapabilirlerdi: Ya yanıt vermeleri gerektiği zaman yanıt vermeyebilirlerdi ya da yanıt vermemeleri gerektiğinde yanıt verebilirlerdi. Oyun süresince elektrotlar, beyin etkinliklerini kaydetti. Araştırmacılar , verileri incelediklerinde çok net bir tabloyla karşılaştılar. Sabitlik zihniyeti olan çocuklarda beynin küçük bir bölgesi yanıt vermişti ve her yanıt sadece 150 milisaniye sürmüştü. Yanıtların çoğu da yanlıştı. Gelişmeci zihniyete sahip olan çocukların beyinleri ise daha fazla etkinlik göstermiş, daha büyük bir alan ağına cevap vermiş ve yanıtlar 500 milisaniye sürmüştü. Çünkü gelişmeci zihniyete sahip olanların beyinleri, özellikle hatalara dikkat etmişti.

Bu metnin anlatım özelliğiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Soru 11

9, 10 ve 11. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Bir grup araştırmacı, insan beyninin hatalara nasıl tepki verdiğini araştıran bir çalışma yaptı. Araştırma ekibi, altı ila sekiz yaş arasındaki 123 çocuk üzerinde çalıştı. Araştırmacıların bu yaş aralığındaki çocukları seçmesinin sebebi, bu sürecin çocukların hayatında önemli bir zaman aralığını kaplaması ve çocukların bu yaşlarda okula başlamasıydı. Öğrenciler, sabitlik zihniyeti olan öğrenciler ve gelişmeci zihniyete sahip öğrenciler olarak iki gruba ayrıldı. Sabitlik zihniyeti olan öğrenciler, belirli bir zekâ ve beceri seviyesinde olduklarına inanma eğilimindeydi. Ayrıca, değişebileceklerini de düşünmüyorlardı. Gelişmeci zihniyete sahip öğrencilerse sıkı bir çalışmayla daha başarılı olabileceklerini düşünüyorlar ve hatalarının üstüne gidiyorlardı. Çocukların sabitlik zihniyetine mi gelişmeci zihniyete mi sahip olduğunu anlamaya çalışan ekip, konuyla ilgili bir dizi sorudan oluşan anket uygulamasından sonra her çocuğun başına 64 küçük duyar taşıyan özel birer başlık yerleştirdi. Başlıklar, çocuklarn beyin hücrelerinin elektrik sinyallerini kaydetti. Bu, her bir çocuğun beynindeki etkinlik kalıplarının izlenmesini sağladı. Başlık giydirilen çocuklar, bir hayvanat bahçesinden kaçan hayvanlar yakalayıp toplama üzerine kurulu bir bilgisayar oyunu oynadılar. Oyuncular, kaçan hayvanlardan birini gördüklerinde ara tuşuna basmak zorundaydı. Oyunda hayvanları toplamakla görevli üç tane de orangutan vardı. Oyuncuların orangutanları gördüklerinde ise boşluk tuşuna basmamaları gerekiyordu. Çocuklar iki türlü hata yapabilirlerdi: Ya yanıt vermeleri gerektiği zaman yanıt vermeyebilirlerdi ya da yanıt vermemeleri gerektiğinde yanıt verebilirlerdi. Oyun süresince elektrotlar, beyin etkinliklerini kaydetti. Araştırmacılar , verileri incelediklerinde çok net bir tabloyla karşılaştılar. Sabitlik zihniyeti olan çocuklarda beynin küçük bir bölgesi yanıt vermişti ve her yanıt sadece 150 milisaniye sürmüştü. Yanıtların çoğu da yanlıştı. Gelişmeci zihniyete sahip olan çocukların beyinleri ise daha fazla etkinlik göstermiş, daha büyük bir alan ağına cevap vermiş ve yanıtlar 500 milisaniye sürmüştü. Çünkü gelişmeci zihniyete sahip olanların beyinleri, özellikle hatalara dikkat etmişti.

Bu metindeki altı çizili cümlede bulunan anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle düzeltilebilir?

Soru 12

12 ve 13. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Her şey, tarladaki bir buğdayın toprağın bağrına düşmesiyle başlar. Tohum, toprağa hasrettir; toprak da suya. Gelen yağmur bulutları, tüm sevinç gözyaşlarını toprağa döker. Toprak da tohumu bu suyla besler. Su ve toprağın nemi ile tohum canlanır, yeşerir. Çıkarır başını, toprağı parçalayarak gün yüzüne. Güneş’in sevgi ışıkları bir taraftan, bereketli toprak bir taraftan tohumun büyümesini sağlar. İlk başlarda çimler gibi yemyeşildir, inceciktir, tazeciktir tohum. Güneş’ten, yağmurdan ve topraktan aldığı enerjiyle gelişir ve rengi sarıya dönmeye başlar. Renk sarardıkça kalınlaşır, boyu uzar, ucundaki başaklar da gelişir. Öyle bir zaman gelir ki artık boynunu dik tutamaz. İçindeki buğday tanelerinin ağırlığı büker başını. İşte, çiftçilerimizin yüzünün güldüğü zaman bu zamandır. Başağın boynunu büktüğü zaman, hasat zamanıdır. Makineler başaklardan buğdayları, sapları ayırır; buğday başaklarıyla dolu tarla dümdüz hâle gelir. Çiftçilerin gözü gibi baktıkları buğdaylar, un olur fabrikalarda. Usta ellerde yoğrulur bu unlar, hamur olur. Ustası iyi bilir elinin ayarını. Öyle bir yoğurur ki ekmeğin hamurunu, fırından çıktığında çıtır çıtır ve sıcacıktır mis kokulu ekmek. Toprağın altında başlayan yolculuk, bir ailenin sofrasında ekmek olarak son bulur. Bir ekmek, onlarca kişinin emeğini, alın terini katıp toprağın bereketiyle gelir sofralara...

Bu metnin dil ve anlatım özellikleriyle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?

Soru 13

12 ve 13. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Her şey, tarladaki bir buğdayın toprağın bağrına düşmesiyle başlar. Tohum, toprağa hasrettir; toprak da suya. Gelen yağmur bulutları, tüm sevinç gözyaşlarını toprağa döker. Toprak da tohumu bu suyla besler. Su ve toprağın nemi ile tohum canlanır, yeşerir. Çıkarır başını, toprağı parçalayarak gün yüzüne. Güneş’in sevgi ışıkları bir taraftan, bereketli toprak bir taraftan tohumun büyümesini sağlar. İlk başlarda çimler gibi yemyeşildir, inceciktir, tazeciktir tohum. Güneş’ten, yağmurdan ve topraktan aldığı enerjiyle gelişir ve rengi sarıya dönmeye başlar. Renk sarardıkça kalınlaşır, boyu uzar, ucundaki başaklar da gelişir. Öyle bir zaman gelir ki artık boynunu dik tutamaz. İçindeki buğday tanelerinin ağırlığı büker başını. İşte, çiftçilerimizin yüzünün güldüğü zaman bu zamandır. Başağın boynunu büktüğü zaman, hasat zamanıdır. Makineler başaklardan buğdayları, sapları ayırır; buğday başaklarıyla dolu tarla dümdüz hâle gelir. Çiftçilerin gözü gibi baktıkları buğdaylar, un olur fabrikalarda. Usta ellerde yoğrulur bu unlar, hamur olur. Ustası iyi bilir elinin ayarını. Öyle bir yoğurur ki ekmeğin hamurunu, fırından çıktığında çıtır çıtır ve sıcacıktır mis kokulu ekmek. Toprağın altında başlayan yolculuk, bir ailenin sofrasında ekmek olarak son bulur. Bir ekmek, onlarca kişinin emeğini, alın terini katıp toprağın bereketiyle gelir sofralara...

Aşağıdaki görsellerden hangisi bu metinle ilişkilendirilemez?

Soru 14

14, 15 ve 16. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Kasımpatı: Balkonda veya bahçelerde kolaylıkla yetiştirilir. –30 dereceye bile dayanır. Toprak çeşitlerinin tamamında (killi, kumlu, kireçli, humuslu) yetişebilen kasımpatı, doğrudan Güneş ışığı almadığı zaman daha sağlıklı büyür ve sık sık su ister.

Kardelen: Nergisgiller familyasının üyesi olan bu çiçek, –15 derece soğuğa bile dayanıklıdır. Evde yetiştirildiğindeyse sıcaklığın 12 derecenin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. Yaklaşık 900-1800 metre yükseklikteki nemli ve humuslu toprakta, doğrudan güneş almayan yerlerde yetişir. Çok fazla su istemez ve dokunulmayı sevmez.

Sıklamen Çiçeği: Asidik ve kireçsiz toprağı sever. Ev ortamı, bu çiçek için uygun değildir çünkü soğuğu doğrudan hissetmek ister. Güneş ışığından kaçınılması gerekir fakat tamamen karanlıkta kalmamasına özen gösterilmelidir. Serin ortamı seven bu çiçek, kış aylarında bulunduğu ortamın sıcaklığının 15 derece üstüne çıkmamasını ister. Haftada iki kez sulanmalıdır.

On Bir Ay Çiçeği: Yılın on bir ayı açan, hem bahçe hem balkon için uygun bir çiçektir. Doğrudan Güneş ışığını sevmez. Kışın bulunduğu ortamın sıcaklığının 12-15 derece olması hâlinde çiçeklenme görülür. Suyu iyi süzdüren, humuslu her toprakta yetişir. Düzenli sulanması gerekir. Zehirli olan bu çiçek, alerjiye yol açabilir.

Bu metinlerde kış çiçeklerinden kasımpatı, kardelen, sıklamen çiçeği ve on bir ay çiçeğiyle ilgili bazı bilgiler verilmiştir.

Bu metinlerde hakkında bilgiler verilen çiçeklerin ortak bir özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 15

14, 15 ve 16. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Kasımpatı: Balkonda veya bahçelerde kolaylıkla yetiştirilir. –30 dereceye bile dayanır. Toprak çeşitlerinin tamamında (killi, kumlu, kireçli, humuslu) yetişebilen kasımpatı, doğrudan Güneş ışığı almadığı zaman daha sağlıklı büyür ve sık sık su ister.

Kardelen: Nergisgiller familyasının üyesi olan bu çiçek, –15 derece soğuğa bile dayanıklıdır. Evde yetiştirildiğindeyse sıcaklığın 12 derecenin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. Yaklaşık 900-1800 metre yükseklikteki nemli ve humuslu toprakta, doğrudan güneş almayan yerlerde yetişir. Çok fazla su istemez ve dokunulmayı sevmez.

Sıklamen Çiçeği: Asidik ve kireçsiz toprağı sever. Ev ortamı, bu çiçek için uygun değildir çünkü soğuğu doğrudan hissetmek ister. Güneş ışığından kaçınılması gerekir fakat tamamen karanlıkta kalmamasına özen gösterilmelidir. Serin ortamı seven bu çiçek, kış aylarında bulunduğu ortamın sıcaklığının 15 derece üstüne çıkmamasını ister. Haftada iki kez sulanmalıdır.

On Bir Ay Çiçeği: Yılın on bir ayı açan, hem bahçe hem balkon için uygun bir çiçektir. Doğrudan Güneş ışığını sevmez. Kışın bulunduğu ortamın sıcaklığının 12-15 derece olması hâlinde çiçeklenme görülür. Suyu iyi süzdüren, humuslu her toprakta yetişir. Düzenli sulanması gerekir. Zehirli olan bu çiçek, alerjiye yol açabilir.

Bu metinlerde kış çiçeklerinden kasımpatı, kardelen, sıklamen çiçeği ve on bir ay çiçeğiyle ilgili bazı bilgiler verilmiştir.

blank

Bu tabloda, metinlerdeki çiçeklerin özellikleriyle ilgili değerlendirmelerin hangilerin de yanlışlık yapılmıştır?

Soru 16

14, 15 ve 16. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Kasımpatı: Balkonda veya bahçelerde kolaylıkla yetiştirilir. –30 dereceye bile dayanır. Toprak çeşitlerinin tamamında (killi, kumlu, kireçli, humuslu) yetişebilen kasımpatı, doğrudan Güneş ışığı almadığı zaman daha sağlıklı büyür ve sık sık su ister.

Kardelen: Nergisgiller familyasının üyesi olan bu çiçek, –15 derece soğuğa bile dayanıklıdır. Evde yetiştirildiğindeyse sıcaklığın 12 derecenin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. Yaklaşık 900-1800 metre yükseklikteki nemli ve humuslu toprakta, doğrudan güneş almayan yerlerde yetişir. Çok fazla su istemez ve dokunulmayı sevmez.

Sıklamen Çiçeği: Asidik ve kireçsiz toprağı sever. Ev ortamı, bu çiçek için uygun değildir çünkü soğuğu doğrudan hissetmek ister. Güneş ışığından kaçınılması gerekir fakat tamamen karanlıkta kalmamasına özen gösterilmelidir. Serin ortamı seven bu çiçek, kış aylarında bulunduğu ortamın sıcaklığının 15 derece üstüne çıkmamasını ister. Haftada iki kez sulanmalıdır.

On Bir Ay Çiçeği: Yılın on bir ayı açan, hem bahçe hem balkon için uygun bir çiçektir. Doğrudan Güneş ışığını sevmez. Kışın bulunduğu ortamın sıcaklığının 12-15 derece olması hâlinde çiçeklenme görülür. Suyu iyi süzdüren, humuslu her toprakta yetişir. Düzenli sulanması gerekir. Zehirli olan bu çiçek, alerjiye yol açabilir.

Bu metinlerde kış çiçeklerinden kasımpatı, kardelen, sıklamen çiçeği ve on bir ay çiçeğiyle ilgili bazı bilgiler verilmiştir.

Bu bitkilerden birini yetiþtiren Ali'nin yetiştirdiği bitkiyle ilgili olarak bilinenler şunlardır:

• Bitkinin bulunduðğu ortamın sıcaklığı 15 derecedir.
• Toprağı humusludur.
• Periyodik sulanmamaktadır.

Buna göre, Ali'nin yetiştirdiği bitki aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 17

17, 18, 19 ve 20. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Sadece ülkemizin değil, dünyanın en gizemli yerlerinden biri olan Kapadokya'yı gezerken derin bir merak duyulur. “Peribacaları nasıl oluştu, insanlar peribacalarının içlerini ustalıkla nasıl oydu, bunları kimler yaptı?” diye binlerce soru gelir gezginin aklına. Peribacaları oluşumunun bilimsel açıklaması olmasına rağmen gizemli havası da şöyle düşündürür insanı ( ) “Kapadokya, eskiden perilerin cenneti miydi yoksa doğa bir mucize mi göstermek istedi?”

Peribacaları; yağmur, rüzgâr ve sel sularının tüflerden oluşan yapıyı aşındırarak gerçekleşen koni biçimindeki oluşumdur. Kule şeklinde olan bu oluşumların tepelerinde kaya bloğu bulunmaktadır.

Kapadokya’yı özel bir coğrafya yapan ve peribacaları oluşumuyla böylesine görsel bir şölene dönüştüren, jeolojik zamanlardaki aktif volkanlardır . Arkeolojik kazılarda bulunan deniz canlılarının fosillerinden anlaşıldığı üzere altmış milyon yıl önce Kapadokya, bir iç denizmiş. Lavlar platolara inerek bu iç denizi, gölleri ve akarsuları kurutmuş. Kuruyan zeminin üstünde bir tüf tabakası oluşmuş. Oluşan tabakanın içinde volkan külü, kum taşı, kil ve bazalt içeren kayaçlar olduğundan bazı alanlarda sert bazı alanlarda ise oyulabilecek yoğunluktaki lav birikmeleri olmuş. Bu tabaka, ilerleyen zamanlarda seller ve rüzgârların etkisiyle değişime uğramış. Bitki örtüsünün azlığı ve tüf tabakasının geçirimsizliğiyle kuvvetlenen sel suları akarken sert kayaların arasında inatla yol açmaya çalışmış. Sert kayalar, suların gücü karşısında çatlayıp koparken alt kısımlarındaysa derin dalgalı vadiler oluşmuştur. Böylece, tabiatın bu coğrafyada asırlar boyu bir sanatkâr, bir heykeltıraş edasıyla çalışması ve emek vermesiyle dünyada eşi benzeri olmayan şapkalı, konik gövdeli peribacalarının oluşumu gerçekleşmiş. Peribacaları oluşumunun mucizesi, bölgenin “masal diyarı”, “harikalar diyarı” diye anılmasının yanı sıra uzaylıların uğradığı doğaüstü bir bölge olarak görülmesinde de etkili olmuş. Dünyadaki bazı yerlerde, peri bacaları oluşumuna benzeyen şekiller görülse de Kapadokya’dan başka hiçbir yerde bu kadar yoğun bulunmuyor. Bu yüzden Kapadokya’daki peribacaları, dünyanın harikalarından biri olarak gösteriliyor.

Bu metinden peribacalarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Soru 18

17, 18, 19 ve 20. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Sadece ülkemizin değil, dünyanın en gizemli yerlerinden biri olan Kapadokya'yı gezerken derin bir merak duyulur. “Peribacaları nasıl oluştu, insanlar peribacalarının içlerini ustalıkla nasıl oydu, bunları kimler yaptı?” diye binlerce soru gelir gezginin aklına. Peribacaları oluşumunun bilimsel açıklaması olmasına rağmen gizemli havası da şöyle düşündürür insanı ( ) “Kapadokya, eskiden perilerin cenneti miydi yoksa doğa bir mucize mi göstermek istedi?”

Peribacaları; yağmur, rüzgâr ve sel sularının tüflerden oluşan yapıyı aşındırarak gerçekleşen koni biçimindeki oluşumdur. Kule şeklinde olan bu oluşumların tepelerinde kaya bloğu bulunmaktadır.

Kapadokya’yı özel bir coğrafya yapan ve peribacaları oluşumuyla böylesine görsel bir şölene dönüştüren, jeolojik zamanlardaki aktif volkanlardır . Arkeolojik kazılarda bulunan deniz canlılarının fosillerinden anlaşıldığı üzere altmış milyon yıl önce Kapadokya, bir iç denizmiş. Lavlar platolara inerek bu iç denizi, gölleri ve akarsuları kurutmuş. Kuruyan zeminin üstünde bir tüf tabakası oluşmuş. Oluşan tabakanın içinde volkan külü, kum taşı, kil ve bazalt içeren kayaçlar olduğundan bazı alanlarda sert bazı alanlarda ise oyulabilecek yoğunluktaki lav birikmeleri olmuş. Bu tabaka, ilerleyen zamanlarda seller ve rüzgârların etkisiyle değişime uğramış. Bitki örtüsünün azlığı ve tüf tabakasının geçirimsizliğiyle kuvvetlenen sel suları akarken sert kayaların arasında inatla yol açmaya çalışmış. Sert kayalar, suların gücü karşısında çatlayıp koparken alt kısımlarındaysa derin dalgalı vadiler oluşmuştur. Böylece, tabiatın bu coğrafyada asırlar boyu bir sanatkâr, bir heykeltıraş edasıyla çalışması ve emek vermesiyle dünyada eşi benzeri olmayan şapkalı, konik gövdeli peribacalarının oluşumu gerçekleşmiş. Peribacaları oluşumunun mucizesi, bölgenin “masal diyarı”, “harikalar diyarı” diye anılmasının yanı sıra uzaylıların uğradığı doğaüstü bir bölge olarak görülmesinde de etkili olmuş. Dünyadaki bazı yerlerde, peri bacaları oluşumuna benzeyen şekiller görülse de Kapadokya’dan başka hiçbir yerde bu kadar yoğun bulunmuyor. Bu yüzden Kapadokya’daki peribacaları, dünyanın harikalarından biri olarak gösteriliyor.

Bu metinde aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

Soru 19

17, 18, 19 ve 20. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Sadece ülkemizin değil, dünyanın en gizemli yerlerinden biri olan Kapadokya'yı gezerken derin bir merak duyulur. “Peribacaları nasıl oluştu, insanlar peribacalarının içlerini ustalıkla nasıl oydu, bunları kimler yaptı?” diye binlerce soru gelir gezginin aklına. Peribacaları oluşumunun bilimsel açıklaması olmasına rağmen gizemli havası da şöyle düşündürür insanı ( ) “Kapadokya, eskiden perilerin cenneti miydi yoksa doğa bir mucize mi göstermek istedi?”

Peribacaları; yağmur, rüzgâr ve sel sularının tüflerden oluşan yapıyı aşındırarak gerçekleşen koni biçimindeki oluşumdur. Kule şeklinde olan bu oluşumların tepelerinde kaya bloğu bulunmaktadır.

Kapadokya’yı özel bir coğrafya yapan ve peribacaları oluşumuyla böylesine görsel bir şölene dönüştüren, jeolojik zamanlardaki aktif volkanlardır . Arkeolojik kazılarda bulunan deniz canlılarının fosillerinden anlaşıldığı üzere altmış milyon yıl önce Kapadokya, bir iç denizmiş. Lavlar platolara inerek bu iç denizi, gölleri ve akarsuları kurutmuş. Kuruyan zeminin üstünde bir tüf tabakası oluşmuş. Oluşan tabakanın içinde volkan külü, kum taşı, kil ve bazalt içeren kayaçlar olduğundan bazı alanlarda sert bazı alanlarda ise oyulabilecek yoğunluktaki lav birikmeleri olmuş. Bu tabaka, ilerleyen zamanlarda seller ve rüzgârların etkisiyle değişime uğramış. Bitki örtüsünün azlığı ve tüf tabakasının geçirimsizliğiyle kuvvetlenen sel suları akarken sert kayaların arasında inatla yol açmaya çalışmış. Sert kayalar, suların gücü karşısında çatlayıp koparken alt kısımlarındaysa derin dalgalı vadiler oluşmuştur. Böylece, tabiatın bu coğrafyada asırlar boyu bir sanatkâr, bir heykeltıraş edasıyla çalışması ve emek vermesiyle dünyada eşi benzeri olmayan şapkalı, konik gövdeli peribacalarının oluşumu gerçekleşmiş. Peribacaları oluşumunun mucizesi, bölgenin “masal diyarı”, “harikalar diyarı” diye anılmasının yanı sıra uzaylıların uğradığı doğaüstü bir bölge olarak görülmesinde de etkili olmuş. Dünyadaki bazı yerlerde, peri bacaları oluşumuna benzeyen şekiller görülse de Kapadokya’dan başka hiçbir yerde bu kadar yoğun bulunmuyor. Bu yüzden Kapadokya’daki peribacaları, dünyanın harikalarından biri olarak gösteriliyor.

Bu metindeki altı çizili cümlenin özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Soru 20

17, 18, 19 ve 20. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Sadece ülkemizin değil, dünyanın en gizemli yerlerinden biri olan Kapadokya'yı gezerken derin bir merak duyulur. “Peribacaları nasıl oluştu, insanlar peribacalarının içlerini ustalıkla nasıl oydu, bunları kimler yaptı?” diye binlerce soru gelir gezginin aklına. Peribacaları oluşumunun bilimsel açıklaması olmasına rağmen gizemli havası da şöyle düşündürür insanı ( ) “Kapadokya, eskiden perilerin cenneti miydi yoksa doğa bir mucize mi göstermek istedi?”

Peribacaları; yağmur, rüzgâr ve sel sularının tüflerden oluşan yapıyı aşındırarak gerçekleşen koni biçimindeki oluşumdur. Kule şeklinde olan bu oluşumların tepelerinde kaya bloğu bulunmaktadır.

Kapadokya’yı özel bir coğrafya yapan ve peribacaları oluşumuyla böylesine görsel bir şölene dönüştüren, jeolojik zamanlardaki aktif volkanlardır . Arkeolojik kazılarda bulunan deniz canlılarının fosillerinden anlaşıldığı üzere altmış milyon yıl önce Kapadokya, bir iç denizmiş. Lavlar platolara inerek bu iç denizi, gölleri ve akarsuları kurutmuş. Kuruyan zeminin üstünde bir tüf tabakası oluşmuş. Oluşan tabakanın içinde volkan külü, kum taşı, kil ve bazalt içeren kayaçlar olduğundan bazı alanlarda sert bazı alanlarda ise oyulabilecek yoğunluktaki lav birikmeleri olmuş. Bu tabaka, ilerleyen zamanlarda seller ve rüzgârların etkisiyle değişime uğramış. Bitki örtüsünün azlığı ve tüf tabakasının geçirimsizliğiyle kuvvetlenen sel suları akarken sert kayaların arasında inatla yol açmaya çalışmış. Sert kayalar, suların gücü karşısında çatlayıp koparken alt kısımlarındaysa derin dalgalı vadiler oluşmuştur. Böylece, tabiatın bu coğrafyada asırlar boyu bir sanatkâr, bir heykeltıraş edasıyla çalışması ve emek vermesiyle dünyada eşi benzeri olmayan şapkalı, konik gövdeli peribacalarının oluşumu gerçekleşmiş. Peribacaları oluşumunun mucizesi, bölgenin “masal diyarı”, “harikalar diyarı” diye anılmasının yanı sıra uzaylıların uğradığı doğaüstü bir bölge olarak görülmesinde de etkili olmuş. Dünyadaki bazı yerlerde, peri bacaları oluşumuna benzeyen şekiller görülse de Kapadokya’dan başka hiçbir yerde bu kadar yoğun bulunmuyor. Bu yüzden Kapadokya’daki peribacaları, dünyanın harikalarından biri olarak gösteriliyor.

Bu metindeki yay ayraçla belirtilen yere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi getirilmelidir?

Test Bilgileri ve Sonuçlarım
  • Toplam Soru : 20
Ek Bilgiler