TYT Türkçe Deneme Sınavı 12

Sıralı Test Çöz
Soru 1

Mustafa Miyasoğlu, edebiyatçının aynı zamanda mütefekkir olduğu bir kuşağın (I) son temsilcilerindendir.

Belki de bu yüzden onunla kurulan (II) ilişki, bir yazar 

okur ilişkisini aşan (III) bir hoca-öğrenci ilişkisine kayar.(IV)

Bu durum ne onun yazar olma halini ne de muhatabının okur olma halini gölgeler. (V)

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerin metin içindeki anlamlarıyla ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

Soru 2

Ben bir romancıyım. Her ne kadar teoriden pek çok şey öğrenmişsem de, hatta zaman zaman zararıma olacak bir teori tiryakiliğine kapılmışsam da aslında çoğunlukla ben, teoriden kaçmam gerektiğini düşünürüm.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Soru 3

Kimi yazı başlıkları, şiir dizeleri, türkü sözleri toplumun belleğinde yer tutar; slogana dönüşür, ---- .

Bu cümle anlatımın akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?

Soru 4

Şehir ve kültür ---- dünyada birbirine bu kadar yakıştığı ve anlam kazandığı şehrin İstanbul olduğundan hiç ---- yok. Çünkü İstanbul, bütün hususiyetleriyle eşsizliğin bir arada ve doruk noktada bulunduğu bir dünya şehridir. Hiç abartısız ve gururla söylemek gerekirse İstanbul’la ---- ve bütün olarak ondan daha üstün özelliklere sahip bir başka dünya şehri yok.

Bu parçada boş bırakılan yerlere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Soru 5

Değişenler ve çelişenler arasında gidip geldiğimiz şeye hayat diyoruz. Yaşamak ve yaşanmak arasında geçen süreye de ömür. Benzersiz ya da yaşanmamış şeyler yaşamadım. Sıradan mutluluklar, sıradan düş kırıklıkları, sıradan üzüntülerdi hepsi. Elbette bunların bende bıraktığı tortu bu kitaba döküldü, farklı olan tek şey bu.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 6

Günümüz genç öykücülerinin adeta zorlama bir çabayla öyküye yedirmeye çalıştıkları, arka arkaya sıraladıkları yeniliklerle çözdüklerini sandıkları ama çoğu zaman göze batan şiirsel dile ilişkin çok önemli dersler veriyor yazar.

Bu parçadan yola çıkarak aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenemez?

Soru 7

(I) Estetik ve sanat, duyarlıklarımızı geliştirir. (II) Estetik ve sanatla gelişen insani hassasiyetler öncelikle dinin önerdiği varlık ve yaşantı alanına yakındır.(III) Sonradan aynı yakınlığa kendi istikametlerinden sırasıyla felsefe ve bilim de katılırlar. (IV) Yani sonuçta varlık ve hakikat bir bütündür. (V) Bu bütünlük içinde gereksiz zorlamalara, itmelere, sınırlamalara, ayrıştırmalara gitmeksizin her bir yetimizle diğer yetinin alan ve imkânını da kullandığımız ölçüde hakikat üzere oluruz.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde koşul-sonuç ilişkisi vardır?

Soru 8

(I) Dünyamızın sınırlı kaynaklarının doğa bilim yasalarına bağlı olmasına karşılık, ekonomi kuralları insanlar tarafından saptanır. (II) Bunun sonucu, aynı zamanda insanların iyi yaşaması için yaratılmış olan doğa, teknolojiye kurban edilmiştir. (III) 1970 yılında yayımlanan bir habere göre Amerika Birleşik Devletleri halkı yılda sekiz milyon otomobil, otuz ton kağıt, yirmi altı milyon şişe ve kırk sekiz milyon teneke kutuyu çöplüklere atmaktadır. (IV) Uzaya yollanan araçlarla şimdiden stratosferde bir çöplük yaratılmaktadır. (V) Hava kirliliğinin de dünyanın bazı bölgelerinde iklim değişikliğine yol açtığı bilinmektedir.

Bu parçadan yola çıkarak numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 9

(I) Bu kitabı bütün diğer kitaplarımı ve yazılarımda olduğu gibi çoğunlukla bir kafede, çeşitli kahvehanelerde yazdım. (II) Ben iflah olmaz bir kahvehane insanıyım. (III) Bir gün müdavimi olduğum kahveye girdim, tombul bir defterin ilk sayfasını açtım ve başladım yazmaya. (IV) On ay ve bir düzine defter sonra roman bitmişti. (V) Ama güvendiğim birkaç kişiye okutmak, onların eleştirilerine bakıp tekrar yazmak, kısaltmak, düzeltmek üç ayımı aldı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazarın kendisine yönelik bir eleştirisi bulunmaktadır?

Soru 10

Gümüşlü bir fecrin (I) zafer aynası,

Muradiye, sabrın (II) acı meyvası,

Ömrünün (III) timsali beyaz Nilüfer,

Türbeler, camiler, eski bahçeler,
Şanlı hikâyesi binlerce erin
Sesi nabzım (IV) olmuş hengâmelerin

Nakleder (V) yâdını gelen geçene.

Numaralanmış sözcüklerin hangisinde ünlü düşmesi farklı bir nedenden kaynaklanmaktadır?

Soru 11

1934 yılında (I) dünyaya gelen yazarın büyük etki yaratan

eseri Tutunamayanlar, (II) 1971-1972 (III) yıllarında iki cilt

olarak yayınlanır, TRT Roman Ödülü’nü (IV) kazanır.

Sonrasında, 1973’te (V) Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı

okurla buluşur.

Bu parçada numaralanmış bölümlerden hangisinde yazım yanlışı vardır?

Soru 12

Fotoğraflarla Moskova’ya (I) göre biraz daha kısa bir

metnin eşlik ettiği kitapta önce kentin geçmişi
anlatılıyor, sonra (II) kentle ilgili genel ve ansiklopedik

bilgiler veriliyor. Kent gezisi ise Saray Meydanında (III)

başlıyor, sırada 250’den (IV) fazla müzesiyle günler geçirilebilecek kent merkezi var. Merkezdeki beş tarihi binada faaliyet gösteren Hermitage Müzesini (V)

gezmek bile günler alabiliyor.

Numaralanmış bölümlerin hangisinde noktalama işaretlerinin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Soru 13

(I) Barones ve Müzisyen, Çaykovski’nin ömrü boyunca hiç görmeden mektuplaştığı Barones Nadeja von Meck’le ilişkisini hikaye eden bir kitap. (II) Modern dünyanın tahammülsüzlüğü insana fazlaca bir alan bırakmıyor. (III) Okumaya başlamadan, kurgusal bir metin olduğunu sandığım anlatının, üzerinde  çalışılmış bir araştırma olduğunu fark edince biraz şaşırdım doğrusu. (IV) Zira bu, diğer biyografilerden farklı. (V) Troyat’ın bu biyografi çalışmasında19. Yüzyıl Rusya’sında müziğin buluşturduğu iki uyumsuz kişiliği seçmesinin nedenini düşünürken aradığım cevabı Barones’le ilgili yaptığı bir tespitte buldum.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Soru 14

Haruki Murakami’nin Türkçeye “Koşmasaydım Yazamazdım” adıyla çevrilen denemelerini okurken edebi metinlerin amaçları üzerine bir kez daha düşündüm. (I) Derinlemesine düşündüm de diyebilirim. (II) Hayatımız boyunca kullandığımız ama tam olarak ne anlama geldiğini bilmediğimiz o kadar sözcük var ki! (III) Yalnızca sözcükler mi? (IV) Hayatta gerçekleştirdiğimiz kimi eylemlerin de ardındaki gerçek niyeti bilemiyoruz zaman zaman. (V) Koşmak eylemi de bunlardan biri olabiliyor. (VI) Gerçi sıkça kullandığımız derinlemesine sözcüğünün anlamını somut bir biçimde açıklar mısınız, deseniz, açıklayamam.

Bu parçada anlamca bütünlüğün sağlanabilmesi için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?

Soru 15

I. Yine dergiler, ödül kurumları ve kimi yayınevleri eliyle bazı hakim anlayışların öykücülüğümüze yön verdiğini görüyoruz.

II. Günümüz öykücülüğünün durumu biraz doksanlı yılların ortalarında Türk şiirinin yaşadığı duruma benziyor.

III. Aynı şey günümüz öykücülüğü için de geçerli.

IV. Edebiyat gündemini belirleyen dergiler ve ödül mekanizmalarının hakim etkisiyle o zamanlarda birbirine yapıca çok benzeyen şiir kitabı dolaşıma girmişti.

V. Ancak dönüp bakıldığında o dönemden günümüze pek az şair kaldığı görülür.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir paragraf oluşturulduğunda baştan üçüncü cümle aşağıdakilerden hangisi olur?

Soru 16

Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygun değildir?

Soru 17

1950 kuşağının edebiyatımıza pek çok yenilik getirdiğini, modernist bir dönüşüme yol açtığını bugünden bakınca daha iyi görmek zor değil. Adları bunalım edebiyatıyla, kaçışla, toplum sorunlarından uzaklaşmakla, varoluşçulukla, Kafka’yla, Sait Faik’le, Freud’la yan yana anılsa da zaman içinde özgünlüğü bulmuş, Türk edebiyatının gerçeklikle kurduğu ilişkiyi tersyüz etmiş, üslup kaygısını en yüksek perdeden yazınımıza sokmuş bu edebiyat içinde Ferit Edgü’nün apayrı bir yeri vardır. Ama 50 kuşağı yazarları meydana getirdikleri bu dönüşüme rağmen okur üzerinde ilk baştan doğrudan bir etkide bulunamamışlardır. Nitekim pek çok yazar kitaplarının ikinci baskısını ancak yıllar sonra görebilmiştir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Soru 18

I. Sakatlanan oyuncu gruptan atıldı.

II. Deniz iklim değişiklikleri yüzünden daha içlere çekildi.

III. Onca belaya, yenilgiye rağmen karşımızda cesaretle dikildi.

IV. Annesi çocuğunu otobüsten inerken gördü ve hasretle ona sarıldı.

V. Yaşanan bu olaylara tüm Türkiye üzüldü.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinin yüklemi dönüşlü çatı özelliği göstermez?

Soru 19

Orhan Kemal’in 1954’te yayımlanan Bereketli Topraklar Üzerinde adlı romanında birinci derecedeki kişilerin üçü de işçidir: İflahsızın Yusuf, Pehlivan Ali ve Kör Hasan her yıl Çukurova’ya ekmek parası için akın eden binlerce Anadolu insanından üçüdür.

Bu parçada geçen bazı kelimelerin türleri aşağıda verilmiştir.

I. Bereketli – Niteleme sıfatı

II. Birinci – Sıra sayı sıfatı

III. Üçü – Asıl sayı sıfatı

IV. Her – Belgisiz sıfat

V. Binlerce – Sayı sıfatı

Numaralanmış eşleştirmelerden hangileri yanlıştır?

Soru 20

Türk sahnesine otuz kadar yüzde yüz Türk eseri vermiş olan büyük dramaturg Müsahipzâde’nin bütün eserlerinin filme çekilme hakkının, İpek Film Stüdyoları tarafından satın alındığı söylenmektedir.

Bu cümlenin öge dizilişi aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Soru 21

Derin sularda yüz seksen balık türü hiç ışık yüzü görmeden büyür ve yaşamını sürdürür.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Soru 22

Raskolnikov, bu sözleri gururla, kendini inandırmış bir tavırla söyledi ve bacaklarını zorla sürüyerek köprüden yürüdü. Gururu, kendine olan inancı her geçen dakika artıyordu. Daha aradan bir dakika geçer geçmez, bir dakika öncekinden bambaşka bir adam oluyordu. Neydi onu böylesine altüst eden? Bunu kendisi de bilmiyordu. Suda boğulmak üzere olan birinin saman çöpüne sarılması gibi “onun da yaşayabileceği, kocakarınınkiyle birlikte onun yaşamının da sona ermediği” duygusuna kapılmıştı birden. Böyle düşünmekle acele etmiş oluyordu belki ama umursadığı yoktu bunu.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 23

Öykülerdeki kurguya dair çok şey söylenebilir ama daha önemlisi, Berna Durmaz’ın ışıltılı dili. Deyimler, benzetmeler, anlattığı insanların dilinden ele alan o masalsı ve büyülü dil, yazara günümüz öykücülüğünde bambaşka bir yer sağlıyor. Sadece öykü kahramanları olan romanlar değil, yoksul kadınlarla çocukların, tüm ezilmişliğine karşı neşesini yitirmeyen halktan insanların diliyle yazıyor öykülerini Durmaz. Zorlamasız, yapaylıktan uzak, neşeli olduğu kadar kederli bir dil…

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Soru 24

İnsanın resim yapmaya başlamasından bu yana on binlerce yıl geçti. ----. Geçinme çabasının, daha kolay ve daha güzel yaşama uğraşının, hayatını ve kendini üretme sürecinin ayrılmaz bir parçasıydı sanat. Yaşadığımız dönemde hayattan kopuk bir uğraş gibi algılayanlar ve öyle üretmeye çalışanlar olsa da sanat her zaman hayata dair bir üretimdi. Kelimelerle renklerle, seslerle ve çeşitli yollarla içeriğe biçim vererek anlam yaratmaktı. Nazım’ın dediği gibi, insan eli ilk mağaraya ilk bizonu çizdiğinden beri bir ulu ırmak akıyor bu dünyada.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

Soru 25

Modern hayat bize ne düşünme zamanı bırakır ne de okuma. Televizyon karşısında geçen esaret saatleri bizi oyalar gibi görünürken durmadan mesajlar aktarır. Nasıl düşünmemiz, nasıl eğlenmemiz, neyi sevip neyi sevmememiz, neyi yararlı neyi zararlı bulmamız konusunda sürekli tembihler alırız. ----. Kafalarımız, bu yetiden uzak, çıkarlarımızın nerede olduğunu sezmemize yarayan antenlere, duyargalara dönüşmüştür.

Bu parçada boş bırakılan yer düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalıdır?

Soru 26

Öyle bir yaşama hırgürüne kaptırmışız ki kendimizi, elimizden kayıp giden günlerin farkına varamıyoruz. (I)Tespih tanesi gibi arka arkaya diziliyor günler. Sabah kahvaltı, sonra iş, derken biraz kavga, biraz sevinç, biraz telaş ve akşam… (II) Ne için? (III) Bu arada organlarınız yıpranıyor, deriniz pörsüyor, bakışlarınız bile eskiyor ve her gün biraz daha finale yaklaşıyorsunuz. (IV) Ama size verilmiş olan bu yaşamın ne demek olduğunun farkına varmadan, güneşe, çiçeğe, ota, böceğe, denize aldırmadan hoyratça savuruyorsunuz bu değerli yılları. (V)

Bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine düşüncenin akışına göre “Ertesi gün yine aynı şeyleri tekrarlamak için.” cümlesini getirmek uygun olur?

Soru 27

Burjuvazi dünyaya bireyciliği, öznelciliği, insan tekinin yüceliği görüşünü getirdi. Toplumun altyapısını da üstyapısını da buna göre değiştirdi. Örneğin klasik dünya felsefesi evrensellerden, genellemelerden başlıyor, mantıkta da özelliğin sonucu olarak tümdengelimi kullanıyordu. İlk büyük burjuva düşünürlerinden Bacon’ın öncülüğünü yaptığı ve modern bilimin temel ilkesi olan tümevarım, burjuva bireyciliğinin, felsefe ve mantığa yansımasından başka bir şey değildir.

Bu parçada yazar, burjuvazinin aşağıdaki yönlerinden hangisini vurgulamıştır?

Soru 28

Çok eski çağlarda yazılmış edebiyat eserlerinden bugün hala nasıl zevk aldığımız sorusu edebiyatın önemli teorik sorularından biridir. Çok kişi, “İnsanın değişmeyen özü” gibi bir soyutlamaya başvurarak bu soruya cevap vermeye çalışır. Böylece soru, edebiyatın dışına taşan bir teorik sorun haline gelir. Gerçekten var mıdır böyle bir öz?

Bu parçada yazarın karşı çıktığı, sorguladığı düşünce aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Soru 29

İnsanın en fazla anlamak ihtiyacında olduğu nesne yine insan. Zamanda ve mekanda kendine uzak insanı da tanımak ihtiyacında, en yakın olanı da. Farklılık olmasa , tanıma ihtiyacı bu kadar keskin olmazdı; farklılığı tanıma ihtiyacı olmasa sanat olmazdı. Çünkü sanat, kurmaca insanları yaratırken gerçek insanlara yaklaşmamızın yollarını gösteriyor bize. Bunu soyut bir insan özünden çıkarsamalar yaparak gerçekleştirmiyor; belirlenen insanları resmediyor bize. Don Kişot, niçin ve nasıl Don Kişot olmuş; Alyoşa Karamazof, niçin ve nasıl Alyoşa Karamazof olmuş? Bir başka deyişle sanat, birey ile çevresi arasındaki ilişkileri bireylerin karşılaştıkları binlerce seçenek arasında yaptıkları seçimleri, bunların sonucunda vardıkları aşamaları gösteriyor bize.

Bu parçaya göre sanatın kabul görmesinin asıl sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 30

İnsan ekonomik bağımsızlığını kazanıp geleneksel gruplardan çağdaş toplumlara yaklaştıkça törelerin gücü zayıflamış, buna karşılık onu denetleyen yasaların sayısı artmıştır. Ama insan giderek karmaşıklaşan yasaların getirdiği bunaltıcı bürokrasiye karşılık, yasaların oluşumuna doğrudan katılma olanağı bulmuştur. Çünkü insan zihni geliştikçe düşünceler de çoğalmıştır. Düşüncelerin gelişmesi insanın kendi kendisini ve geleceğini yönlendirmesinde ona yardımcı olmuş ama içgüdülerin zayıflaması diğer insanlara ve geliştirdiği teknolojiye eskisinden daha bağımlı bir duruma gelmesine neden olmuştur.

Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 31

(I) İnsanların konuşmaya başlamalarıyla ilk şarkıları söylemeleri arasında çok zaman geçmedi. (II) Şarkıyla şiirin arası da pek açık sayılmaz. (III) Şu halde, yazılı edebiyat tarihi, sözlü edebiyatın yanında pek kısa kalır. (IV)Sözlü edebiyat, yazı bulunduktan sonra da devam etti. (V) Bugün yine hemen her yerde, özellikle geri kalmış bölgelerde, izine rastlanıyor.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 32

Sonda söylenecek olanı en başta söylemenin sakıncası yok. Bulut Bulut Üstüne, Türk öykücülüğünün geldiği noktayı anlamak için benzersiz bir kitap. Bir yandan büyülü, şiirsel bir dille, öte yandan anlatının kendini sorunsallaştıran, kısacık öykülerde bile edebiyata yeni teknikler bahşeden benzersiz bir öykü dili yakalayan bir yazarla karşı karşıyayız çünkü. Ethem Baran’ın sadık okurları bir kez daha büyülenecekler. Bulut Bulut Üstüne, Baran’ın ustalık dönemi öyküleri içinde ayrı bir yerde duruyor. Yazarın geçmiş öykülerinde karşımıza çıkan teknikler yer yer belirmiyor değil. Örneğin öykünün girişiyle ortası arasındaki mesafeyi kat edene kadar öykünün sonuyla ilgili hiçbir fikir belirmiyor okurun zihninde.

Bu parçada bahsedilen eserle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Soru 33

Yaslı Kar gibi ünlü romanlarının ve oyunlarının yanı sıra hayat hikayelerinin usta anlatıcısı olarak tanınan Henri Troyat, kolaylıkla sınıflandırılamayacak türden bir yazar. Kendini anlattığı yazarın yerine koyabilme açısından Zweig’a benzetilebilir belki ama düşüncelerini onun kadar açık ifade edemez. Anlattığı hayatın ardından mırıldanarak duyurur sesini. Kendisi de romancıdır; o halde bir başka yazarı anlatırken hikayelerini ayrıntılarla zenginleştirmeyi sevse de Zweig’ın tersine, iz bırakacak cümlelerini sanki hep biraz kendine saklar. Yine de tutkuyla bağlandığı yazarlarını öyle güçlü bir merhamet duygusuyla anlatır ki söylediklerini kolayca unutmaz, anlattığı yazarı siz de onun gibi eleştirerek kutsarsınız.

33. ve 34. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 34

Yaslı Kar gibi ünlü romanlarının ve oyunlarının yanı sıra hayat hikayelerinin usta anlatıcısı olarak tanınan Henri Troyat, kolaylıkla sınıflandırılamayacak türden bir yazar. Kendini anlattığı yazarın yerine koyabilme açısından Zweig’a benzetilebilir belki ama düşüncelerini onun kadar açık ifade edemez. Anlattığı hayatın ardından mırıldanarak duyurur sesini. Kendisi de romancıdır; o halde bir başka yazarı anlatırken hikayelerini ayrıntılarla zenginleştirmeyi sevse de Zweig’ın tersine, iz bırakacak cümlelerini sanki hep biraz kendine saklar. Yine de tutkuyla bağlandığı yazarlarını öyle güçlü bir merhamet duygusuyla anlatır ki söylediklerini kolayca unutmaz, anlattığı yazarı siz de onun gibi eleştirerek kutsarsınız.

33. ve 34. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçada Henry Troyat’la ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Soru 35

İnsanlık tarihine bakanlar, bakmayı seçtikleri açıya göre, bu tarihi kesintisiz bir değişim ya da sürekli tekrarlanan bir döngü olarak görmüşlerdir. Savaş da bu ikileme uygun bir olay. Belli bir uzaklıktan bakıldığında, insanlar hep savaşmışlar ama daha yakından bakılınca her savaş öncekilerden farklı. Aynı şekilde, insanların savaşı değerlendirmeleri de değişiyor zaman içinde. Epiklere dayanan en eski edebiyatlarda, dünyanın en olağan durumu gibidir. Homeros’un kahramanları olsun, Germen mitolojisinin Sigurd’ları, Hildebrand’ları olsun, asıl değerlerini ancak savaşarak kazanabilen kişilerdir. Bu edebiyatı yaratan toplumsal yapının somut yaşayışına uygun bir biçimde, epiklerde hayat bir dizi irili ufaklı kavga üstüne kuruludur.

35. ve 36. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 36

İnsanlık tarihine bakanlar, bakmayı seçtikleri açıya göre, bu tarihi kesintisiz bir değişim ya da sürekli tekrarlanan bir döngü olarak görmüşlerdir. Savaş da bu ikileme uygun bir olay. Belli bir uzaklıktan bakıldığında, insanlar hep savaşmışlar ama daha yakından bakılınca her savaş öncekilerden farklı. Aynı şekilde, insanların savaşı değerlendirmeleri de değişiyor zaman içinde. Epiklere dayanan en eski edebiyatlarda, dünyanın en olağan durumu gibidir. Homeros’un kahramanları olsun, Germen mitolojisinin Sigurd’ları, Hildebrand’ları olsun, asıl değerlerini ancak savaşarak kazanabilen kişilerdir. Bu edebiyatı yaratan toplumsal yapının somut yaşayışına uygun bir biçimde, epiklerde hayat bir dizi irili ufaklı kavga üstüne kuruludur.

35. ve 36. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 37

(I) Bazı yazarlar hikayelerini bilgi aktararak soyut düşüncelerini temkinli cümlelerle uysallaştırarak olay örgüsünü mümkün olduğunca düzene sokarak anlatmayı sever. (II) Bu türden yazarların kahramanlarıyla, ele aldıkları konuyla ilişkileri nispeten mesafelidir. (III) Kimileri de okurun muğlak hayallerinde dolaşırken, tanıştırdığı karakterlerin tasvirleriyle kendimizi keşfetmemizi sağlar. (IV) Onların şefkatli dokunuşuyla bize benzemeyenlerin iklimine sokulur, insanı hikaye etme biçimleri, tecrübeleri ve uçarı bakışlarıyla hayatı başka görüntüler ve seslerle kavramaya çalışırız. (V) Farklı özelliklere sahip yazarlar, keskin çizgilerle birbirlerinden ayrılmaz belki ama bize, haklarında önemli ipuçları verirler.

37. ve 38. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçadaki altı çizili sözün anlamları arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Soru 38

(I) Bazı yazarlar hikayelerini bilgi aktararak soyut düşüncelerini temkinli cümlelerle uysallaştırarak olay örgüsünü mümkün olduğunca düzene sokarak anlatmayı sever. (II) Bu türden yazarların kahramanlarıyla, ele aldıkları konuyla ilişkileri nispeten mesafelidir. (III) Kimileri de okurun muğlak hayallerinde dolaşırken, tanıştırdığı karakterlerin tasvirleriyle kendimizi keşfetmemizi sağlar. (IV) Onların şefkatli dokunuşuyla bize benzemeyenlerin iklimine sokulur, insanı hikaye etme biçimleri, tecrübeleri ve uçarı bakışlarıyla hayatı başka görüntüler ve seslerle kavramaya çalışırız. (V) Farklı özelliklere sahip yazarlar, keskin çizgilerle birbirlerinden ayrılmaz belki ama bize, haklarında önemli ipuçları verirler.

37. ve 38. soruları yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 39

Yazmaya Kahire’den çok uzak bir köyde başladım. İlk romanımı yazmaya giriştiğim köyümde bunu başarabileceğimden emin değildim. Bir okul defterine anlaşılması zor bir el yazısıyla yazılmış romanımla Kahire’deki küçük bir yayınevinin kapısını çaldım. Kapısı bacası geleneklerle ve korkuyla örtülmüş evlerin bulunduğu uzak bir dünyadan bir kadının yazdıkları yayıncıya oldukça ilginç geldi. Roman yayımlandıktan sonra olumlu eleştiriler aldı ve yerel edebiyat ödüllerine de layık görüldü. Böylece benim için, yüksek lisans yapan, gözden uzak, muhafazakar bir ailenin kızı olmaktan, tanınmış bir romancı olmaya giden yol açılmış oldu.

Bu parçada anlatılan yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Soru 40

İki güne kadar kesinlikle Sinop’a ---- .

Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa fiilin kipinde anlam kayması olmaz?

Test Bilgileri ve Sonuçlarım
  • Toplam Soru : 40
Ek Bilgiler