TYT Türkçe Anlatım Teknikleri Online TEST - 2

Anlatım Teknikleri konusu TYT Türkçe dersi test çöz sayfasındasın. Anlatım Teknikleri Konusu test için her sorunun 1 dakika süresi vardır. Aşağıdaki Anlatım Teknikleri konusu TYT Türkçe dersi testini belirtilen süre içerisinde çözdükten sonra en aşağıda bulunan \"cevapları kontrol et\" butonuna tıklayarak Anlatım Teknikleri Konusunda yaptığın doğru - yanlış sayısı, cevaplar ve aldığın puanı görebilirsin.

Sıralı Test Çöz
Soru 1
Amerikalı ünlü avukat Clarence Darrow, henüz genç ve deneyimsiz bir avukat iken bir gün mahkemede karşı tarafın avukatı ondan devamlı: "Şu sakalsız genç!" diye bahsederek onu küçük görüyordu. Darrow, bu küçümsemelere, şöyle bir öyküyle cevap vermişti: "İspanya Kralı, bir gün komşu bir kralın sarayına genç bir asilzadeyi elçi olarak gönderdi. Genç birinin karşısına elçi olarak çıkmasından memnun olmayan kral, bu hoşnutsuzluğunu şu sözlerle belirtti:
'İspanya kralının ülkesinde adam yok mudur ki bana bu sakalsız elçiyi gönderdi?' Genç elçi, krala şu cevabı verdi:
"Efendim, benim kralım sizin hikmet ve bilginin ancak bir sakallıda olabileceğini düşündüğünüzü bilseydi, hiç şüphesiz size benim yerime bir sakallı keçi gönderirdi." Bu sözlerden sonra genç avukat Clarence Darrow, bu davayı kazandı.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Soru 2
Beyazıt Havuzu'nun kenarındaki kanepelerden birine oturmuş, sizi bekliyorum. Yaşını almış bir adamın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye düşünüyorum: Belki bir geç olma hadisesi, belki de bir çeşit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayülü. Ama bu uzayan yaz, kışın gelmeyeceğine alamet değil. Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek ... Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz beni görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim aleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım. Sonra çarşılardan çarşılara, insan sesleri arasında, her şeyi sizinle kurulmuş bir şehirde dolaşacağım. Herkes geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Soru 3
Beyaz bereli, yumuşak lacivert paltolu, beyaz tozluklu çocuğun annesi mağazadan çıktı, iki tarafına bakındı. Ellerinde paket vardı. Şoför koşarak onları aldı ve kendi yanına yerleştirdi. Kadın köşeye doğru bakınca çocuğunu gördü ve aldığı şeylerin keyfi ile gülümseyen yüzü birdenbire sertleşti. Hızlı hızlı adımlarla o tarafa doğru yürüdü. Çocuğunun yanına giderken ona sesleniyor ve niçin geç kaldığını sormaya çalışıyordu. İyi geçen günün tek olumsuz tarafı çocuğunun bir an için gecikmesi ve onu telaşlandırmasıydı. Nihayet onu görmüş olması tedirginliğini dağıtmıştı ama yine de bu olumsuz duygunun etkisinden kolay kolay kurtulamamıştı.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi görülmemektedir?
Soru 4
Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir tuzak
vardır. Bu tuzak için bir Hindistan cevizi oyulur ve içinden
ip geçirilerek ağaca bağlanır. Altına ince bir yarık açılan Hindistan cevizinin içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık, maymunun sadece elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Maymun, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz, tatlının kokusunu alır, yiyeceği almak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar. Fakat yiyecek elindeyken maymunun elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama tuzaktan kaçamaz. Aslında maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama açgözlülüğü o kadar büyüktür ki tuzaktan kurtulamaz.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Soru 5
Ağaçtan ağaca serilmiş beyaz çamaşırlar bu kadar durgun, güneşsiz, ıslak bir şekilde ılık havada hiç kurumayacaklar. Tahta masanın üstüne çıkmış bu kedi, köpeğime durmadan homurdanacak mı? Sandalyenin üstündeki vişneçürüğü rengindeki delik çoraplar. .. Asmanın yaprakları daha yemyeşil. Bizim bahçedeki kurudu bile. Deniz, Bozburun'a doğru başını almış gidiyor. Uzaklarda görünen, İstanbul'un neresi kim bilir? Sesler neden gelmiyor? Bu düşünceler içinde giderken geçmişi düşünmeden de edemiyordu. Yaşadığı bunca olaya bir anlam vermeye çalışıyordu. İstanbul ona birçok güzelliğin yanında bilinmezlikler de sunmuştu. Hayatının hem en güzel hem de en karmaşık günlerini yedi tepeli şehirde yaşamıştı.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru 6
Tire, Ege'nin kimliğini en koruyabilmiş, değişime başkaldırabilmiş ilçelerinden biridir. İzmir'e 80 kilometre mesafede, bir zamanların Osmanlı darphanesi Tire'nin akla ilk gelen cazibesi pazarıdır. Evet, günlerden salı pazarı karşımda Tire pazarı. .. Salı pazarı sadece çeşitliliğiyle değil, Ege'nin ruhunu yansıtan cana yakın satıcılarıyla da keyif verir. Tire'de kadınların tezgah kurduğu Tahtakale Meydanı'nda, yazmalar gökkuşağıyla yarışıyor. Dağlardan toplanan otlar, pazarda tezgahlardan gökyüzüne taşıyor çünkü Tire yemeklerinde Ege'nin otlarla bezeli mutfağının özellikleri hissedilir. Dev kabaklar, karnabaharlar, havuçlar, pırasalar, hardallar her tezgahta size göz kırpıyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Soru 7
Tahsin Efendi'yi ilk defa bir kış gecesi gördüm ... Fakat daha evvel ondan bahsetmişlerdi. Herkesin bildiği şekilde hikayesi şu idi: Erzurum'un hali vakti yerinde bir ailesinin çocuğu imiş; İstanbul'da hukuk tahsili yapmış hatta bir iki küçük memuriyette dahi bulunmuş, sonra Balkan Harbi'nde gönüllü olmuş, Trakya'da yaralanmış, iyileştikten sonra tekrar orduya girmiş, harbin sonunda birdenbire her şeyi terk etmiş ve bir daha ortalıkta görünmemiş. Uzun zamanlar öldü sanmışlar, sonra haberleri gelmeye başlamış; bir mektep arkadaşı büyük seferberlikte onu Tebriz'de bir cami kapısında görmüş fakat yanına yaklaşınca tanımamazlığa geldiği için konuşamamış.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Soru 8
Çoğu yazar, edebiyatın belli bir türünde ustalaşmıştır. Edebiyat tarihini incelerseniz hemen her yazarın öne çıktığı bir edebi tür olduğunu fark edersiniz. Bu durumun istisnaları da var elbette. Yani birden çok edebiyat türünde nitelikli yapıtlar verebilen sanatçılar da görülmektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar ... O, hem şiir hem de roman ve hikayede nitelikli ürünler ortaya koymayı başarmış bir sanatçıdır. Necip Fazıl Kısakürek de hem şiir hem de tiyatro türündeki yapıtlarıyla ses getirmiş bir sanatçıdır. Onun şiirlerinin olağanüstü oluşu tiyatro türündeki eserlerinin başarısını gölgelememiştir. Bilakis Necip Fazıl Kısakürek'in ne kadar mahir bir sanatçı olduğunun yadsınamaz göstergesi olmuştur.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi ağır basmaktadır?
Soru 9
Recep ile beş adamı Mustafa Efendi'yi yatsıdan iki saat sonra o soğuk gecede Müezzin'in evinden aldılar. Küçük kafile şafaktan önce Yakupsaray köyünün üstündeki konakta idi. Recep onlardan beş dakika kadar önce Çakırsaraylı'nın yanına varmış ve olup bitenleri anlatmıştı. Çakırsaraylı, Hoca'ya büyük bir itibar gösterdi. "Her şeyde emir senin, ağa sensin," dedi. Köy tamamen Çakırsaraylı'ya bağlıydı. Fakat yine de tedbirli olmak gerekti. Hoca onun dediklerini ağzını açmadan dinledi ve sonunda da "Peki!" dedi. Ortalık ağardığı zaman artık o kar gibi sarıklı, latalı, sakallı İstanbullu Hoca yoktu. Yerine yün başlıklı, kadı biçimi şalvarına yumuşacık lapçin mes çekmiş, salta giymiş, beli fişekli tığ gibi delikanlı gelmişti.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru 10
Bilim ve sanatın mukayesesi, Eski Yunan'a kadar uzanan bir meseledir. İlk filozoflardan bugüne, bilim ve sanatın niteliği üzerine görüş bildiren birçok düşünür ve eleştirmen, ister istemez bilim ve sanatı terazinin kefelerine yerleştirerek
bir tartımda bulunmuştur. Yüzyıllardır öne sürülen bazı ortak kanaatler ise şöyledir: Bilim nesnel, sanat özneldir. Bilim, deney ve araştırmaya; sanat ise duygu, kişisel izlenim ve sezgiye dayalıdır. Bilimin temel amacı fayda sağlamak, sanatın esas gayesi ise estetik zevk ve heyecan uyandırmaktır. Bilimde bir görüşün çeşitli yöntemlerle kanıtlanması zorunluluğu söz konusudur. Sanatta ise öznel algı temel olduğundan kanıtlama kaygısı güdülmez.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine sıkça başvurulmuştur?
Soru 11
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin başkenti olan Bakü, aynı zamanda Hazar Denizi kıyısındaki en önemli liman kentidir. Petrolü ve doğalgazları ile 10. yüzyılda ün kazanır ve ilk petrol üretiminin gerçekleştirildiği 1847 yılından itibaren dünyanın petrol başkenti konumuna yerleşir. Günümüzde, ülke nüfusunun yarısını barındıran Bakü, başkent oluşunun yanı sıra sosyal, ekonomik ve kültürel potansiyeliyle Azerbaycan'ın en önemli merkezi. Hareketli caddeleri, hareketli meydanlarıyla; yaşlısıyla genciyle hem gece hem gündüz cıvıl cıvıl bir başkenttir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru 12
Mısırların boylarını gözden geçirdi. Tarlanın yukarı kesiminde kalanları biraz cılızcaydı. Sudan da gübreden de yararlanamamışlardı. Yağmur, zamanında düştü mü alt yandakilerden daha da boylu olabilirlerdi. Gübrenin de sulamanın da sonuçları koçan vermeye başlayınca belli olacaktı. Düpedüz boy atmanın da bir anlamı yoktu. İş kelleydi. Mısırlar koçan vermezse isterse iki kulaç uzayıp gitsin. Karşı tarlada daha yeni uç vermiş mısırları görünce mısırları ile övünmekten kendini alamadı. "Varsın koçan vermesin." diye düşündü. "Kıyar kıyar ineklere, öküzlere veririm. Tarlayı istimlaktir diye yok pahasına alıp götürmesinler de ... "

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru 13
Karavan, çimenlik alanın ortasındaki sarı açıklıktaydı. Onun hemen yanında mavi bir çadır, küçük bir masa ve dört sarı iskemle duruyordu. Alanın etrafındaki çimenler yemyeşildi. Papatyalar ve ufuktaki mavi deniz, bir manzara tablosunu andırıyordu. Güneşin sapsarı ışıklarıyla boyanmış yapraklar, dallardaydı. Dallardaki kuşlar da renk cümbüşüne ayak uyduracak şekilde ahenkli bir görünüm sergiliyordu. Bazen sarının, bazen yeşilin, bazen mavinin, bazen de kırmızının çeşitli tonları iç içe geçmişti. Ağaçlık alanın hemen altından geçen derenin şırıltısı doğanın güzelliğine katkıda bulunuyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Soru 14
Gustave Flaubert, "Yaşamak için okuyun." demektedir. Sartre da "Fikir benim için nesneden daha gerçekti. Çünkü fikir bana nesneden önce, nesne olarak sunulmuştu. Ben evrenle kitaplarda tanıştım. Sindirilmiş, sınıflandırılmış, düşünülmüş ve yine de heybetli." diyerek okumanın ve yazmanın kainat, dünya ve siyasetin belirlediği ortamla ilgisini kurmuştur. Öyleyse yazmak ve okumak suretiyle birey bir duruş ortaya koymakta, varlığı anlamlandırma çabasına girişmektedir. Birey, varlığı anlamlandırdıkça kendini daha iyi tanıma fırsatına sahip olacaktır. Kendini tanıdıkça da hem bireysel hem de toplumsal fayda sunmaya başlayacak ve evrensel bir gelişimin de parçası olmanın gururunu yaşayacaktır.

Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır?
Soru 15
Yemeğe katılanlar, katılmayanlar, kadınlar, adamlar, çocuklar, yaşlılar düşmüşlerdi arkalarına. Karayolları işçileri yemekte nöbetleşe bekledikleri katırlarını önceden yola çıkarmıştı. Şimdi yürüyüşe geçenlerin hepsi bir kervanın parçası gibi görünüyordu. En önde iki mühendisi aralarına alan Çamalan'ın sayılı kişileri. .. Esnaf, dükkanlarının önünde dikilerek yoldan geçenleri uğurlama görevini yerine getirmeye çalışıyordu. Bu yürüyüşün yolla ilgili bir gövde gösterisi olduğu açık açık ortadayken Hurşit Ağa, neden camlı odadan çıkmıyordu? Durmadan telefonla konuştuğunu, konuşmaktan çok dinlediğini dükkana girip çıkanlardan öğreniyorlardı çarşılılar.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Test Bilgileri ve Sonuçlarım
  • Toplam Soru : 15
Ek Bilgiler